Sıtma hastalığının tarihi

Sıtma dünya nüfusunun üçte ikisini etkilemiş, milyonlarca insanı mağdur etmiş bir hastalıktır. Sıtma ile en eski kayıtlara Mısır ve Çin'de rastlanmaktadır.

1
140

dünya nüfusunun üçte ikisini etkilemiş, milyonlarca insanı mağdur etmiş bir hastalıktır. Sıtma ile en eski kayıtlara Mısır ve Çin’de rastlanmaktadır. Hipokrat, tekrarlayan ateş ve dalak büyüklüğü ile seyreden malarya sendromunu ve bataklıkla ilişkisini açıkça tanımlamıştır, önerdiği bataklık drenajı bugün hala geçerlidir. Türk hekimlerden İbn-i Sina ve Ebubekir Riza’nın eserlerinde sıtma olarak tanımlanan ateş şekilleri vardır. Malarya’ya Homer’in “İliada”sında ve Shakespeare’in eserlerinde rastlanmaktadır.

Güney Amerika’da 1630 ılında kına kına ağacının kabuğunun ateşli hastalıklara iyi geldiği bulunmuş ve 1648 yılında sıtma tedavisinde kullanılmıştır. Meckel, Virchow ve Kelsch sıtmalı hasta organlarında ve hastanın kanında biriken pigmentleri saptamıştır, Laveran 1880 yılında sıtmalı hastaların alyuvarlarında sıtma paraziti göstermiş, Ross vektör olarak sivrisineği belirlemiştir.

Sıtma hastalığının tarihi

Milyonlarca insan Sıtma Hastalığından öldü

Rusya’da I. Dünya Savaşı’ndan sonra 5 milyon sıtmalı vardı ve bunların 60.000’i öldü. 1934’te Seylan’da 3 milyon sıtmalının 100.000’i yaşamını yitirdi. Amerika’daki ilk salgın 1938’de Brezilya’da vuku buldu ve 100.000 hastanın 14.000’i öldü. Salgın, 1942’de Nil Vadisi’ne kaydı ve Mısır’da 12.000 kişiyi öldürdü. Daha sonra Etiyopya’da 15.000 ölü bıraktı. Savaşları ve tabiî âfetleri takiben Karayipler’de büyük hasar yapan salgın, 1963’te Haiti’de 75.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

DDT 1939’da insektisit olarak kullanıma girmiştir. Sonraki yıllarda çeşitli insektisitler ve özellikle antimalaryal olarak klorokininin sentezi malaryanın kontrolünde yeni boyutlar kazanmıştır.

Sıtmayla mücadelede en önemli hususlardan birisi sivrisineklerle mücadeledir. Bunun için de en kıymetli yol anofel türlerini yok etmektir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün malarya eradikasyon programı 1955’de başlamıştır. Ancak verktörlerin insektisitlere karşı direnç geliştirmesi, plazmodyumlardan özellikle P.falcparum suşlarının ilaçlara karşı diren geliştirmesi, endemik bazı bölgelerdeki politik ve idari organizasyon bozukluk nedeniyle 1976 yılında bu programın yetersiz kaldığı resmen açıklanmıştır.

Devamlı kültür yöntemleri, monoklonal antikor yapımı ve genetik mühendisliğinin ilerlemesi ile 1970’li yıllarda ile ilgili bazı gelişmeler sağlanmış olsa da günümüzde hala etkin bir sıtma aşısı yoktur. Ayrıca bugün dünyanın bir çok yerine hala görülmektedir.

Türkiye’de bu hastalığı yok etmek adına başlatılan çalışmaları 1926’dan bu yana ciddi surette ele alınmış ve başarı elde edilmiştir. Bu konuda 4871 sayılı kanun, çalışmaları disiplin altına almıştır. Sıtma, ihbarı mecbûri bir hastalıktır.

Tarihin en önemli bulaşıcı hastalıkları

Bir önceki yazımız olan Çiçek hastalığının tarihi başlıklı makalemizde çiçek hastalığı, çiçek hastalığı kimlerden gelmiştir ve çiçek hastalığı tarihi hakkında bilgiler verilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.